4 Mayıs 2014 Pazar

Önce İstanbul bozuldu

Keşke Başbakan İstanbul'u bu kadar çok sevmeseydi! Sevdamız İstanbul diyor hep, kara sevda İstanbul'u da karartıyor. 
Ama aslında nankörlük etmeyeyim. Aşağıda linkini bulacağınız 1964 yılında çekimi yapılan İstanbul'dan eser yok. Fransızlar, Doğu'yu Afrika'yı gizemli göstermeyi severler ve tüm farklılıkları da ortaya koyarlar. Severler mi sevmezler mi bu durumu anlamazsınız çünkü bir miktar tepeden bakarlar (bu hallerini her zaman olmasa da severim bir frankofon olarak. Ukalalık değil mi?) Neyse İstanbul'un bu hali pek de iç açıcı değil; günümüzden çok farklı, fakir görünümlü. 50 yıl öncesine göre tabii şehir çok gelişti. Gelişmese zaten ayıp olurdu.

 http://www.renklihaber.net/video/24903/50-yil-once-istanbul.html
Ama artık sıkmaya başladı bu gelişim. İstanbul'da doğdum büyüdüm, ailem de İstanbul'da yaşadı, okudu, ve çalıştı. Yani kısaca gidecek başka bir yerimiz yok. Kıyı kasabasına gideyim tarzım da yok, yani kent insanıyım. (Bir başka sefer de kent insanı olmanın dayanılmaz hor görülmesini de yazmayı düşünüyorum.) N'olacak peki? Yaşamaya devam ama nasıl?
İstanbul'da Ege'yi yaşayın,İstanbul'da Venedik'i yaşayın gibi banal gayrimenkul sektörü reklamları, çarpık yapılaşma, İstanbul'a yerleşenlerin bu kenti sevmemesi sürekli şikayet etmeleri, sonunda şehir olan yeni şehirler kurulması (Kayaşehir, Başakşehir gibi) beni sinir ediyor. (Başka kelime bulamadım ama hissiyatım bu.) Geçtiğimiz günlerde Küçükçekmece'nin ilerisi, Tekirdağ'a yakın Kayaşehir'e yolum düştü.Evler, evler, evler estetikten yoksun evlerden kurulmuş, oturanların değil Asya yakasına, Taksim'e bile gitmemiş olduğu ve büyüklerimizin öğündükleri İstanbul şehrindeki yeni  şehirlerden biri. Kayaşehir'in sosyo kültürel ortamını da belki bir gün yazarım. Kayaşehir'e giderken de gördüğümüz binaları, deneysel yapılardan söz etmiyorum bile. Ama İstanbul neden bu kadar genişletildi? Gerek var mıydı? Bence yoktu (ama İstanbul'u kazanmak için vardı.)  Bu yapay gettolar nerede olursa olsun; Tokat'ta, Ankara'da, Gümüşhane'de çirkin, şehir merkezinden kopuk ve son derece yapay.
Öyle her yer çiçek böcek olsun, balkonumda salatalık yetiştireyim, her taraf yeşil olsun diyen bir tip değilim. Son derece sıradan kentli, kentte yaşamayı seven bir insanım. İstanbul'u da seviyorum doğrusu. Ama artık bu kadar estetik yoksunu, bu kadar hoyrat kullanılmasını, Anadolu yakasından Avrupa'ya geçerken 38 tane gökdeleni (gerçekten saydım, belki daha fazladır) bir blok gibi önümde görmeyi, silueti bozulmasına ses çıkarmayıp küstüm denmesini, Zihni Sinir projeleriyle kentlerin özellikle İstanbul'un dolmasına gönlüm razı değil. Peki ne olacak? Bilmiyorum gerçekten ve bu çok sinir bozucu. Estetik anlayışımız bizi yönetenlerce uyuşmadığı sürece çözüm yok galiba. Başka da İstanbul yok. 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder